İngiltere Milli Takımı, Dünya Kupası eleme maçında Letonya'yı deplasmanda 5-0 mağlup ederek gelecek yılki Dünya Kupası'na katılmaya hak kazandı. Ancak maç boyunca İngiliz taraftarların teknik direktör Thomas Tuchel'e yönelik tepkileri dikkat çekti. Taraftarlar, Tuchel'i eleştiren tezahüratlar yaparak, hocalarına göndermelerde bulundu. Kaptan Harry Kane, sakatlığını atlatarak ilk 11'deki yerini aldı ve attığı 2 golle galibiyette büyük rol oynadı.
Geçtiğimiz hafta evlerinde oynadıkları hazırlık maçında Galler'i 3-0 mağlup ettikten sonra, Tuchel, Wembley'deki İngiliz taraftarların sessizliğinden yakınmış ve tribünlerin takımı daha fazla motive edebileceğini iddia etmişti. "İyi antrenmanlı bir takıma karşı hazırlanmak için bir buçuk günümüz vardı ve çok, çok iyi iş çıkardık. Mükemmel bir ilk yarı geçirdik, çok hızlı bir şekilde 3-0 öne geçtik ama dört veya beş olabilirdi. Çok, çok iyiydi. Sonra dördüncüyü veya beşinciyi atamadık ve stadyum sessizdi. Sessiz! Taraftarlardan hiç enerji alamadık ve bence oyuncular taraftarlardan daha fazlasını almak için çok şey verdi," demişti Tuchel ITV'ye yaptığı açıklamada.
Tuchel ayrıca eklemişti: "İkinci yarıda her şeyi sürdürmek zordu ama mükemmel iş çıkardık ve kazanmayı hak ettik. Doğru yönde bir adım. 20 dakikada daha ne verebilirsin? Kaçmalarına izin vermedik. Yarım saat sadece Galler taraftarlarını duyuyorsanız, bu üzücü çünkü takım bugün daha fazla desteği hak ediyordu."
Bu kez İngiliz taraftarların cevabı gecikmedi. Riga'daki Daugava Stadyumu'nda takımlarını desteklemek için toplanan İngiliz taraftarlar, İngiltere gol attıkça şu tezahüratları yaptı: "İstediğimiz zaman şarkı söyleriz, istediğimiz zaman şarkı söyleriz, Thomas Tuchel, istediğimiz zaman şarkı söyleriz!" Ayrıca şakayla karışık "Yeterince yüksek sesle miyiz?" diye bağırdılar. Taraftarların, 1'te de yer alan bilgilere göre, zaman zaman küfürlü tezahüratlar da yaptıkları duyuldu.
Ancak Tuchel, taraftarların kendisine yönelik tezahüratlarından rahatsız olmadı ve tribünleri selamladı. Anthony Gordon'ın 26. dakikadaki golünden sonra, taraftarlar "Kütüphaneye 1-0" diye bağırdılar. Kane'in 44. dakikada sol ayağıyla attığı gol ve penaltısıyla, İngiltere adına bir rekora daha imza attı ve Nat Lofthouse'u geride bırakarak milli takım formasıyla 13 veya daha fazla maçta 2 veya daha fazla gol atan ilk İngiliz oyuncu oldu. Kane'in İngiltere adına toplam gol sayısı 113 maçta 76'ya yükseldi. Kane, Bayern Münih'in uluslararası ara öncesindeki Eintracht Frankfurt maçında yaşadığı ayak bileği sakatlığı nedeniyle Galler maçını kaçırmıştı.
Ollie Watkins'in de sakatlanmasıyla Tuchel, santrafor konusunda endişeliydi. Ancak Kane zamanında iyileşti, ilk 11'de yer aldı ve takımını galibiyete taşıdı. Tuchel, Ekim ayındaki milli takım kadrosunu açıklarken, Manchester City yıldızı Phil Foden, kiralık oyuncu Jack Grealish ve Real Madrid yıldızı Jude Bellingham gibi bazı önemli isimleri kadroya dahil etmediği için eleştirilmişti. Ancak, bazı önemli isimlerin eksikliğine rağmen, İngiltere bu ay oynadığı iki maçta 8 gol atmayı başardı. Eberechi Eze gibi oyuncuların ikinci yarıda oyuna girerek gol atması ve Marcus Rashford ile Jarrod Bowen gibi oyuncuların da yedekten gelerek katkı sağlayabilmesi, Tuchel'e Dünya Kupası öncesinde hücum hattı için geniş bir seçenek havuzu sunuyor. Dünya Kupası'na katılmayı garantileyen Alman teknik adam, Kasım ayında Sırbistan ve Arnavutluk'a karşı oynayacakları son iki grupta farklı dizilişler deneyebilir.
Yazarın Notu: İngiltere'nin Letonya karşısında elde ettiği farklı galibiyet ve Dünya Kupası'na katılma hakkı kazanması sevindirici olsa da, maçın yankıları sadece skorla sınırlı kalmadı. Thomas Tuchel'e yönelik taraftar tepkisi, modern futbolda teknik direktör-taraftar ilişkisinin ne kadar karmaşık ve kırılgan olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Tuchel'in Galler maçı sonrası yaptığı açıklamalar, bir nevi bardağı taşıran son damla oldu ve taraftarlar, Riga'da adeta bir "sessizlik grevi" düzenleyerek tepkilerini dile getirdiler. Bu durum, sadece bir maçlık bir protesto mu, yoksa Tuchel'in taktik anlayışı, oyuncu tercihleri ve iletişim tarzına yönelik daha derin bir memnuniyetsizliğin dışavurumu mu, sorusu akıllara geliyor. Kane'in performansı ve diğer oyuncuların katkısı, Tuchel'in elinde geniş bir kadro olduğunu gösterse de, bu çeşitliliği nasıl yöneteceği ve taraftarların beklentilerini nasıl karşılayacağı, Dünya Kupası yolunda belirleyici olacak. Kasım ayındaki maçlar, hem oyuncu rotasyonu hem de taraftarlarla yeniden bağ kurma açısından Tuchel için önemli bir sınav niteliği taşıyacak. Sonuç olarak, bu galibiyet, sadece Dünya Kupası biletini değil, aynı zamanda Tuchel'in geleceği için de bir dönüm noktası olabilir.



