Fenerbahçe'de yeniden başkanlık yarışına giren Aziz Yıldırım, Galatasaray'ın şampiyonluk kutlamaları sırasında sarı-lacivertli kulübü hedef alan sosyal medya paylaşımına sert bir açıklamayla yanıt verdi. Türk spor kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu çıkış, ezeli rakipler arasındaki tansiyonu bir kez daha zirveye taşıdı. Galatasaray'ın "şike" imalı paylaşımı, Yıldırım'ı geçmişteki iddialarını yeniden dile getirmeye sevk etti.
Yıldırım, açıklamasında Galatasaray yönetimini ve iletişim birimlerini doğrudan hedef aldı. "Başarılarını ön plana çıkarmak ve kendilerine odaklanmak yerine, Fenerbahçe Spor Kulübü’nü hedef almaları ve kulübümüze yönelik “şike” imasında bulunmaları, bu camianın halen içindeki Fenerbahçe kompleksini atamadığını bizlere göstermektedir." ifadelerini kullandı. Bu çirkin ve haddini aşan imaları şiddetle kınadığını belirten Yıldırım, rakiplerine kendi tarihlerine bakmaları tavsiyesinde bulundu.
Fenerbahçe'nin tarihte hiçbir zaman şike yapmadığının mahkeme kararlarıyla ve tescilli resmi yayınlarla sabit olduğunu vurgulayan Yıldırım, sözlerini daha da sertleştirdi. "Tarihi boyunca elde ettiği başarıların ardında alın terinden çok lobilerin, kapalı kapılar ardında kurulan karanlık ittifakların ve menfaat ilişkilerinin gölgesi bulunan bir zihniyetin, bugün "şike" kelimesini ağzına alması, arsızlığın Türk spor tarihindeki vücut bulmuş hâlidir." diyerek Galatasaray'a yönelik ağır ithamlarda bulundu.
Aziz Yıldırım, 26 Mayıs 2016 tarihinde Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan Ziraat Türkiye Kupası finali sonrası yaptığı basın toplantısındaki sözlerini hatırlattı. O günkü konuşmasında, "Aziz Yıldırım şike yapmadı. Ama Galatasaray şike yaptı. Hepimizin gözü önünde" ve "Bu ülkeye şikeyi sokan Galatasaray’dır. 8-0’ı unuttu mu herkes… Arabalar…" şeklindeki iddialarını tekrarladı.
Yıldırım, "Ama 2000 yılında Fethullah Gülen’in dua ederek, Galatasaray’ı şampiyon yaptığı söyleniyor. Bende böyle bir şey yok" ifadeleriyle çarpıcı bir göndermede bulunmaktan çekinmedi. Ayrıca "Onların Sturm Graz maçında son 5 dakikayı izleyin. Şike var mı yok mu?" diyerek spesifik bir karşılaşmaya işaret ederek iddialarının somutluğunu vurgulamak istedi.
Deneyimli spor adamı, o günlerdeki kararlı duruşunu koruyarak, "Ama Galatasaray hep şike yapıyor. Beni daha fazla konuşturmasınlar, altından kalkamazlar. Hiç kimse kalkamaz" ve "Önce herkes edepli olacak, adam olacak." sözleriyle sarı-kırmızılı camiayı bir kez daha uyardı. Bu sert açıklamalar, Türk futbolunda uzun süre gündemdeki yerini korumuştu.
Açıklamasının sonunda Yıldırım, Fenerbahçe camiasına güçlü bir birliktelik mesajı verdi. Kamuoyunun özellikle şunu bilmesini istediğini belirterek, "2026-2027 sezonu itibarıyla, artık karşısında bölünmüş, parçalanmış bir camia değil, gerektiğinde tek yumruk olmayı bilen büyük Fenerbahçe camiasını bulacaksınız." dedi. Bu sözler, yaklaşan başkanlık seçimleri öncesinde camiayı konsolide etme amacını taşıyor.
Yorum & Analiz
Aziz Yıldırım'ın Galatasaray'a yönelik bu keskin çıkışı, Türk futbolunun ezeli rekabetindeki gerilimi bir kez daha tırmandırdı. Şampiyonluk kutlamaları sırasında dahi birbirini hedef almaktan çekinmeyen bu iki büyük camianın, sportif başarının ötesinde derin bir tarihsel ve ideolojik rekabet içinde olduğu net bir şekilde görüldü. Yıldırım'ın başkanlık seçim sürecinde böylesine sert bir dil kullanması, Fenerbahçe tabanını konsolide etme ve rakip camia üzerindeki baskıyı artırma stratejisinin önemli bir parçası olarak yorumlanabilir.
Özellikle 2016 yılındaki açıklamalarını yeniden gündeme getirmesi ve "şike" imalarına "lobiler" ve "karanlık ittifaklar" suçlamalarıyla karşılık vermesi, bu tartışmanın kişisel bir hesaplaşmaya dönüştüğünün sinyallerini veriyor. Yıllardır süregelen bu polemik, iki kulübün taraftar grupları arasında da tansiyonu yükseltirken, Türk sporundaki kutuplaşmanın ne denli derinleştiğini gösteriyor. Her iki tarafın da geçmişe dönük iddiaları masaya sürmesi, futbolun sadece saha içinde değil, saha dışında da büyük bir mücadele alanı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Yıldırım'ın "tek yumruk" Fenerbahçe vurgusu, yaklaşan başkanlık seçimi öncesinde kendi lehine güçlü bir kamuoyu oluşturma çabası olarak değerlendirilebilir. Bu tür sert açıklamalar, kısa vadede taraftar konsolidasyonu sağlasa da, uzun vadede Türk futbolunun genel atmosferine ve kulüpler arası ilişkilere olumsuz etkileri olabileceği göz ardı edilmemelidir. Sporun birleştirici gücünün önüne geçen bu polemikler, futbolumuzun geleceği adına endişe verici bir tablo çizmektedir.



