ABD medya figürlerinden Donnie Freeman, The Basketball Bulletin podcast'inin son bölümünde Ben Simmons ve Russell Westbrook'un kariyerlerine dair çarpıcı yorumlar yaptı. Simmons'ın yaşadığı düşüşe değinen Freeman, "Ben Simmons'ın kariyeri inanılmaz bir dönemeç aldı; bu yaşta ligden kopmaması gerekiyordu, NBA'de çok daha uzun süre kalabilirdi." sözleriyle potansiyeline rağmen geldiği noktayı eleştirdi. Ona göre Simmons'ın oyununun sürekli gelişmemesi ve özellikle de hiç şut atma yeteneği geliştirememesi bu düşüşün temel nedeni.
Freeman, Simmons'ın çaylak ya da yaz ligi dönemlerinde şut denediğini hatırlatarak, "Bunun psikolojik bir neden mi yoksa başka bir şey mi olduğunu bilmiyorum ama tamamen değişti. Hatta pota altında boş pozisyon bulduğunda bile turnikeye gitmiyor, bu gerçekten üzücü." şeklinde durumu özetledi. Philadelphia 76ers'ın onun bu eksikliğini üstün savunma, ribaunt, pas ve top hakimiyeti becerileri sayesinde uzun süre tolere ettiğini de ekledi. Sahip olduğu harika fiziksel yetenek ve atletizmiyle sahada ne kadar çevik olduğunu kimse inkâr edemezdi, tek eksiği skor üretmekti.
Ancak Donnie Freeman'a göre, Simmons'ın kariyerindeki asıl kırılma noktası sakatlıklarla boğuşmaya başlaması oldu. Sakatlıklar baş gösterdiğinde, sahip olduğu birçok avantaj da maalesef ortadan kalktı. Los Angeles Clippers formasıyla sahada gördüğümüz son dönemlerinde, takımlar onu genellikle kısa beşlerin pivotu veya pasör pivot olarak, yani topu elinde tutan bir oyun kurucu olmaktan ziyade oyun kurucu, perdeleme yapan bir oyuncu olarak kullanıyordu. Freeman, Simmons'ın NBA'e başarılı bir dönüş yapmasını umduğunu da sözlerine ekledi.
Russell Westbrook'un kariyerinin ise muhtemelen sonuna geldiğini belirten Freeman, Simmons hakkında yaptığı birçok yorumun Westbrook için de geçerli olduğunu dile getirdi. "Tarihsel olarak bakıldığında Westbrook açıkça daha iyi bir oyuncu ancak benzer avantaj ve dezavantajlara sahipler, sadece vücut yapıları farklı." sözleriyle ikiliyi karşılaştırdı. Simmons'ın oyunu daha çok zekasıyla oynadığını, Westbrook'un ise bazen sahada fazla aceleci davrandığını ifade etti.
Westbrook'un uzun ve başarılı bir kariyere imza attığını ancak oyun tarzının yaşlandıkça "zarif bir şekilde" evrilmediğini savundu. Yine de sahada hala bazı katkılar sunabildiğini belirten Freeman, "Savunma eforu gerektiğinde hala öne çıkabiliyor. Eğer yeterli süre alırsa, en iyi ribaundcu oyun kuruculardan biri olmaya devam ediyor." dedi. Zaman zaman top kayıpları ve ani kararlarıyla birlikte olsa da hücumu organize edebildiğini ve bu yaşta bile iyi bir atlet olduğunu vurguladı.
Freeman, "Sahada hala varlık gösterebilir ancak bu büyük ihtimalle kariyerinin son aşaması ya da en fazla bir yıl daha oynayabilir." yorumunu yaparak Westbrook'un geleceğine dair tahminini paylaştı. Eğer NBA'de kalamazsa, bunun doğal bir süreç olacağını ve kabullenilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Her iki oyuncunun da kariyer yollarındaki düşüşleri, ligdeki rekabetin ve sürekli gelişimin ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Yorum & Analiz
Donnie Freeman'ın Ben Simmons hakkındaki yorumları, genç yıldızın kariyerinde yaşanan trajik düşüşü gözler önüne seriyor ve birçok NBA analistinin yıllardır dile getirdiği endişeleri pekiştiriyor. Simmons, ligde fiziksel yetenekleri, pasörlüğü ve savunmasıyla eşine az rastlanır bir profil çizmişti. Ancak, modern NBA'de bir oyun kurucudan beklenen temel bir yetenek olan şut atma becerisinden tamamen yoksun oluşu, onun oyununu her zaman sınırlayan bir faktör oldu. Bu durumun psikolojik kökenleri olduğu düşüncesi, basketbol dünyasında uzun süredir tartışılan bir konu ve sakatlıklarla birleştiğinde, Simmons'ın zaten kırılgan olan kendine güvenini derinden sarsmış gibi görünüyor.
Russell Westbrook'un durumu ise farklı bir boyutta değerlendirilmeli. O, kariyerinde sayısız rekor kırmış, MVP ödülü kazanmış ve tarihe adını yazdırmış bir oyuncu. Ancak onun da atletizmine dayalı, son derece agresif oyun tarzı, yaş ilerledikçe evrimleşemedi. Tıpkı Simmons gibi, istikrarlı bir dış şut yeteneğinin olmaması, sahadaki etkinliğini sınırladı ve hızını kaybettiğinde oyununa yeni boyutlar katmasını engelledi. Modern NBA'in üç sayılık atışa dayalı düzeninde, Westbrook'un yüksek top kullanımlı ve zaman zaman düşük verimli oyunu, takımlar için bir denge unsuru olmaktan çok bir handikap haline geldi. Onun sahaya getirdiği enerji ve ribaund katkısı hala değerli olsa da, birinci opsiyon olmaktan uzaklaştığı bir gerçek.
Bu iki oyuncunun kariyer hikayeleri, NBA'in ne kadar acımasız ve sürekli evrilen bir lig olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Potansiyel ne kadar yüksek olursa olsun, sürekli gelişim ve oyununu adapte etme yeteneği, uzun ömürlü bir kariyer için vazgeçilmez. Simmons'ın durumu, sporcu sağlığının sadece fiziksel değil, zihinsel boyutunun da ne kadar kritik olduğunu bir kez daha kanıtlarken, Westbrook'un hikayesi, zirvedeyken bile geleceği düşünerek oyununa yeni yetenekler katmanın önemini vurguluyor. Her iki oyuncunun da kariyerlerinin son virajında verecekleri kararlar ve bu durumun genç oyunculara nasıl bir ders olacağı, önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek konular arasında yer alıyor.



