Doğu Konferansı play-off serisinde New York Knicks, Philadelphia 76ers karşısında durumu 2-0'a getirerek büyük bir avantaj yakaladı. Serinin ilk maçında Joel Embiid sahada olmasına rağmen Knicks devreye 23 sayılık farkla önde girmişti. Bu durum, Embiid'in bireysel performansından ziyade 76ers'ın kadro yapısındaki sorunlara işaret ediyordu.
Embiid, ilk maçta 11 şutta 3 isabetle 14 sayı üretirken, karşısındaki Knicks oyuncusu 14 şutta 10 isabetle 24 sayı bulmuştu. Knicks, Embiid'i birebirde yıpratmanın yanı sıra, Brunson'ın onu geriye çekerek, Towns'ın boyalı alandan çıkararak ve OG Anunoby'nin Embiid'in yokluğunu fırsat bilerek pota altına saldırmasıyla takım halinde bir "av" stratejisi uygulamıştı. Bu strateji, 76ers'ın yıldız oyuncusunu adeta kuşatma altına almıştı.
İkinci maçta Embiid'in yokluğunda Knicks'in belirgin bir hedefi kalmamıştı. Embiid'in boşalttığı pota altında Karl-Anthony Towns 8 şut denemesiyle 20 sayı, 10 ribaund ve 7 asist üreterek adeta yalnız bir savaşçı gibiydi. Ancak 76ers, Embiid'siz de olsa maçın temposuna ayak uydurmayı başardı.
76ers, ilk üç çeyrekte dış atışları savunmayı bırakıp Towns'ın pota altına girmesine izin vererek farklı bir strateji denedi. Koç Nick Nurse, uzun oyuncularını da denedi; Andre Drummond ribaundlarda etkili olsa da hücumda alan darlığı yaratırken, Paul Reed enerjikti ancak top kayıpları yapma ve faul problemi yaşama eğilimindeydi. Sonunda Reed, 1'den 5'e kadar savunma yapabilme ve Brunson'ın şutlarını zorlaştırma yeteneğiyle aradıkları cevabı sundu.
Embiid gibi "büyük bir fil"in yokluğunda 76ers ezici gücünü kaybetmişti, ancak hız konusunda Knicks'e yetişmeyi başardı. Birkaç genç ve hızlı oyuncu sayesinde 76ers, maçı dördüncü çeyreğe kadar getirebildi. Ancak hızları sadece üç çeyrek dayanabildi; 76ers dördüncü çeyrekte sadece 12 sayı atabildi, Tyrese Maxey ise 7 şutta 2 isabette kaldı.
Maxey'yi suçlamak haksızlık olur, zira maçta sadece 2 dakika dinlenebildi. Embiid'in yokluğunda ve genç oyuncuların tecrübesizliği nedeniyle, Maxey hem hücumda hem de savunmada büyük bir yükün altına girmişti. 46 dakika sahada kalmak, Tom Thibodeau'nun Brunson'ı kullandığı süreye benziyordu. Maxey'nin tüm yeteneği hızına dayandığı için, yeterli enerjisi olmadığında bu hızını kullanamaması kaçınılmazdı.
Knicks, dördüncü çeyrekte Maxey'ye ikili sıkıştırmalar uygulamayı akıl edince işler daha da zorlaştı. Skor 99-99 iken, Jaden Springer ve Kelly Oubre Jr. üst üste üç sayılık atışları kaçırdı. İlk üç çeyrekte yakın savunmaya rağmen soğukkanlı kalan Tobias Harris bile son anlarda isabet bulamadı. 76ers'ın Embiid'sizlikten öte, aslında Malachi Flynn gibi bir skorere ihtiyacı vardı. Flynn'in Embiid'in yokluğunda ortaya çıkan 25 sayılık açığı kapatması gerekiyordu.
Peki Flynn neredeydi? Dün Oklahoma City Thunder'ın Los Angeles Lakers ile oynadığı maçın ikinci çeyreğinde parlayan isimdi. Knicks'in tek zayıf noktası ise OG Anunoby'ydi. Bu sezon play-off'larda Knicks'in en iyi ve en istikrarlı oyuncusu olan Anunoby, 2014 yılındaki Kawhi Leonard performansını adeta tekrarlıyordu. Dördüncü çeyreğin sonunda sahayı terk etmesi büyük bir endişe yarattı; eğer sakatlığı ciddi ise Knicks'in bu sezonki umutları da Denver Nuggets'ın Aaron Gordon'ı gibi sona erebilirdi.
Anunoby ve Mikal Bridges, sakatlanmadan önce kanat savunmasının önemini gözler önüne sermişlerdi. "Moneyball" prensipleri kağıt üzerinde harika olabilir, ancak play-off'ları kazanmak için sertlik, uzun kollar ve istikrarlı orta mesafe şutları gibi niteliklere ihtiyaç duyulur. Bu aynı zamanda Brunson'ın en büyük gücünü de açıklıyor.
Doğu'nun dört önemli guardı arasında Donovan Mitchell adeta patlayıcı bir bomba gibi, en hızlı düz çizgiye sahip ve perde sonrası en tehlikeli oyuncu. Cade Cunningham ise olgun ve düşünceli bir oyuncu, her pozisyonda kaşlarını çatarak yeni bir oyun kurgulayabilir, görüş alanı ve zekasıyla doğru saldırı yöntemini seçer. Maxey, çeviklik ve şut yeteneğinin nihai birleşimi; ondan daha iyi şut atanlar ondan daha hızlı değil, ondan daha hızlı olanlar ise çok az ve ritim değişiklikleriyle rakiplerini alt edebiliyor - yeterli enerjisi olduğu sürece.
Brunson, bu dördü arasında boy olarak en kısa olanı, görüş alanı Cunningham kadar iyi değil, patlayıcılığı Mitchell kadar değil ve şut hızı Maxey'den daha iyi değil. Ancak pivot ayağı, adımlamaları, dönüşleri ve orta mesafe oyunu, pota etrafı atışları, dönerek atışları ve geriye yaslanarak attığı şutlarla ligin en iyisi. Onu adeta oyun kurucu versiyonu bir Kawhi Leonard olarak düşünebiliriz – üstelik oldukça dayanıklı.
Play-off'ların sonlarına doğru fiziksel mücadele gerektiğinde, Brunson'ın bu özellikleri devreye giriyor. Dördüncü çeyrekte Maxey'nin enerjisi tükendiğinde ve hızı düşmeye başladığında, Knicks Anunoby'nin fizikselliğine, Brunson'ın pivot ayağı dönüşleriyle yaptığı pota etrafı atışlarına, geriye yaslanarak attığı ve ani duruşlarla kullandığı orta mesafe şutlarına güvenerek her şeyin üstesinden gelebilir. Açıkçası, normal sezon hız ve dış atışlarla geçse de, çıkmaza girildiğinde fiziksel mücadele ve zor şutlar gereklidir. Hızla manevralar yapmak, rakiplere karşı direnç göstermek, nihayetinde bir şut fırsatı yaratmak ve onu sayıya çevirmek demektir.
Yorum & Analiz
New York Knicks'in Philadelphia 76ers karşısında yakaladığı 2-0'lık seri avantajı, sadece skor tabelasındaki bir üstünlükten çok daha fazlasını anlatıyor. Bu seri, Embiid gibi bir süperstarın yokluğunun, takımın kimyasını ve taktiksel dengesini nasıl kökten değiştirebileceğini net bir şekilde ortaya koydu. Embiid sahada olduğunda 76ers'ın oyun planı onun etrafında şekillenirken, yokluğunda koç Nick Nurse'ün yeni çözümler arayışı, takımın farklı bir kimliğe bürünmesine yol açtı. Ancak bu yeni kimlik, Knicks'in sert ve yıpratıcı savunması karşısında yeterli olamadı.
Maçın kilit anlarından biri, Knicks'in dördüncü çeyrekte Tyrese Maxey'ye uyguladığı ikili sıkıştırmalar oldu. Maxey, Embiid'sizlikte hem hücum hem de savunmada olağanüstü bir yük taşımış, neredeyse hiç dinlenmeden sahada kalmıştı. Onun yorgun düşmesiyle birlikte, 76ers'ın hücumdaki üretkenliği de dramatik bir şekilde azaldı. Knicks cephesinde ise Jalen Brunson, sergilediği olgun ve çok yönlü performansla fark yarattı. Onun fiziksel oyunu, pivot ayak hareketleri ve orta mesafe şut yeteneği, play-off basketbolunun "savaş" karakterine mükemmel bir şekilde uyum sağladığını gösterdi.
OG Anunoby'nin sakatlığı ise Knicks için ciddi bir alarm zili. Bu sezonki istikrarlı performansı ve kanat savunmasındaki kritik rolü, onu takımın en değerli parçalarından biri haline getirmişti. Eğer sakatlığı ciddiyse, Knicks'in savunma kimliği ve şampiyonluk umutları büyük darbe alabilir. Bu durum, play-off'larda derinlik ve sağlıklı bir kadronun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Genel olarak, Knicks serideki üstünlüğünü fiziksel oyununa, yorulmaz savunmasına ve Brunson'ın clutch anlardaki liderliğine borçludur. 76ers ise Embiid'in dönüşüyle farklı bir momentum yakalamak zorunda kalacak, aksi takdirde serinin dönüşü olmayan bir noktaya gelmesi kaçınılmaz görünüyor.



