REKLAM
REKLAM

Ödegaard ve Konsa'dan İddialı Çıkış: Gol Yağdırabilirdik Ama 3 Puanla Kendimizi Kanıtladık!

Editör
Ödegaard ve Konsa'dan İddialı Çıkış: Gol Yağdırabilirdik Ama 3 Puanla Kendimizi Kanıtladık!
REKLAM

Yapay zeka destekli çeviri, 24SportNews editör ekibi tarafından doğrulanmıştır. Editöryel ilkeler

İlgili sayfalar:Premier Lig

Premier Lig'in 3. haftasında büyük bir heyecana sahne olan karşılaşmada Arsenal, sahasında Chelsea'yi 2-1 mağlup etti. Maçın ardından Arsenal kaptanı Martin Odegaard ve Ezri Konsa, Sky Sports'a özel açıklamalarda bulundu. Karşılaşma öncesinde ve sonrasında yaşananları, futbolcuların ağzından aktarıyoruz.

Muhabirin, "Martin Odegaard, bu gerçekten de Premier Lig'de tam bir ağırlık siklet maçı mıydı?" sorusuna Odegaard, "Kesinlikle, evet. Çok önemli bir maçtı ve rakip çok güçlüydü. Bizim için çok zorlu bir mücadele oldu, onlar gerçekten iyi bir takımdı ve karşılaşma boyunca büyük bir rekabet vardı. Ama sonunda galip geldik ve harika bir performans sergiledik," yanıtını verdi.

Ardından sözü alan Ezri Konsa'ya, "Bu maçtan sonra gerçekten bir Arsenal oyuncusu olarak aidiyet duygusunu buldun mu?" sorusu yöneltildi. Konsa, "Evet, kesinlikle. Takıma katıldığım ilk andan itibaren kendimi evimde gibi hissettim. Takım arkadaşlarım harika, personel de öyle. Kendi sahamızda ilk kez forma giymek beni çok heyecanlandırdı, ama en önemlisi üç puanı almaktı," ifadelerini kullandı.

Yediği golden sonraki ilk anlardaki hislerini açıklayan Konsa, "Golde doğrudan bir sorumluluğum olmasa da erken bir golle geriye düşmek takımı nasıl etkiledi? Dürüst olmak gerekirse, takımın sonraki geri dönüşü gerçekten şaşırtıcıydı," dedi. Konsa, "Bu futbolun bir parçasıdır, sahada her şey olabilir. Önemli olan nasıl tepki verdiğimizdir. Bu takımın gol yememeye ne kadar önem verdiğini biliyorum, bu yüzden gol yemek üzücüydü. Ancak dediğiniz gibi, en önemlisi sonrasında yaptığımız ayarlamalardı, takımın karşı atağı mükemmeldi. Az önce söylediğim gibi, üç puanı almak her şeyden önemliydi," şeklinde konuştu.

Takımın geriye düştükten sonra sürekli ataklar geliştirdiğini belirten muhabir, "Geriye düşmek takımın mücadele ruhunu mu tetikledi, yoksa geçen sezonki şampiyon takımı mı izledik ve bu sezon daha fazlasını mı geliştirdiniz?" diye sordu. Odegaard, "Bu bizim her zaman sahip olduğumuz oyun ruhu. Asla pes etmeyiz, bunu birçok kez kanıtladık. Erken gol yemek asla istediğimiz bir durum değildir, ama sizin de belirttiğiniz gibi, takımın zor durumdaki performansı kusursuzdu. İlk yarıda da çok iyi oynadığımızı ve daha fazla gol atabileceğimizi düşünüyorum. İkinci yarıda kendi ritmimizi sürdürdük ve sonunda galibiyeti elde ettik. Tüm maç boyunca gerçekten harika bir performans sergiledik," yorumunu yaptı.

Maç öncesinde rakibin hücum gücü hakkında çok fazla konuşulduğunu hatırlatan muhabir, "Bu yorumları fark ettiniz mi bilmiyorum ama ben Odegaard, Saka veya Havertz olsam, bunları duymak biraz haksızlık gibi gelirdi. Bu maça kendinizi kanıtlama amacıyla mı çıktınız?" diye sordu. Odegaard, "Dürüst olmak gerekirse maç öncesi bu tür yorumlara dikkat etmedim. Ama bugün sahada performansımızla gücümüzü kanıtladık, topa sahipken de topsuz alanda da. Maç sonucu bunun en iyi kanıtı oldu," cevabını verdi.

Bu sezon attığı 3. golün keyfini çıkarıp çıkarmadığını soran muhabir, "Bu golü atmaktan ne kadar keyif aldınız? Havertz ile aranızdaki bu uyumlu işbirliği kasıtlı olarak mı geliştirildi? Saha dışında da iyi arkadaşsınız, bu uyum neredeyse telepatik mi?" diye devam etti. Odegaard, "Çok zeki bir oyuncu, koşu tercihleri çok akıllıca, rakip savunmadan birçok oyuncuyu üzerine çekebiliyor. O ileri koştuğunda ben de arkadan gelince boş alan bulabiliyorum. Bu çok güzel bir goldü, çok mutluyum," dedi. Muhabirin "Neden sürekli gülümsüyorsun?" sorusuna ise, "Ben zaten hep gülen biriyim, doğuştan optimistim," yanıtını verdi.

Martin Odegaard'ın galibiyet golünü atmasına rağmen, tribünlerdeki en büyük coşkunun başka bir an olduğunu belirten muhabir, "Dürüst olmak gerekirse, Martin Odegaard galibiyet golünü atsa da, bugün tribünlerdeki en büyük coşku o an değildi. Eski Aston Villa takım arkadaşın Rogers'a yaptığın o müdahaleyi konuşalım. Yeni bir takıma katıldığında, sahada böyle bir an yaratmayı çok istersin, değil mi?" diye sordu. Konsa, "Elbette. O hareket tüm taraftarları coşturdu. Böyle bir mücadele bir kumar gibidir, yanlış bir karar felaketle sonuçlanabilir, ama başarılı olursan o başarı hissi eşsizdir. Ayrıca ikinci yarıda oyunu daha iyi kontrol ettiğimizi ve daha fazla topa sahip olduğumuzu düşünüyorum. Martin'in de dediği gibi, hem hücumda hem de savunmada genel performansımız çok parlaktı, birçok gol pozisyonu yarattık. Başka bir maç günü olsa belki 3 veya 4 gol atabilirdik," dedi.

Muhabir, Rogers topa dokunduktan sonra ne zaman müdahaleyi yapmaya karar verdiğini sordu. Konsa, "İlk dokunuşu biraz sertti, o an ben de biraz tereddüt ettim aslında. Ama kararımı verdim, eğer müdahaleye kalkışırsam sonuna kadar gidecektim ve kararlı bir şekilde bu mücadeleyi tamamladım," diye açıkladı. Muhabirin "Gerçekten de başardın. Şimdi MVP kupasını Martin'e ver," demesi üzerine, Konsa kupayı Odegaard'a uzatarak "Tamamdır, sana veriyorum. Teşekkürler," dedi. Odegaard ise "Tamamdır, teşekkürler kardeşim," cevabını verdi. Konsa tekrar "Teşekkür ederim," derken, Odegaard son olarak "Herkese kolay gelsin," dedi ve Konsa da "Teşekkürler, herkes harika iş çıkardı," diyerek sözlerini tamamladı.

Yorum & Analiz

Arsenal'in Chelsea karşısında aldığı 2-1'lik galibiyet, sadece 3 puan değil, aynı zamanda Arteta'nın takımının karakterini ve gelişimini de bir kez daha gözler önüne serdi. Geriye düşmelerine rağmen pes etmeyen, topa sahip olma ve hücum organizasyonlarını aksatmadan sürdüren bir Arsenal izledik. Özellikle Martin Odegaard'ın liderlik vasıfları ve Ezri Konsa'nın savunmadaki kararlılığı, bu galibiyetin anahtarları arasında yer aldı. Konsa'nın Rogers'a yaptığı o kritik müdahale, teknik bir hareketten çok daha fazlasıydı; adeta takımın ve taraftarın ateşini yeniden harlayan, maça damga vuran bir an oldu.

Tactiksel açıdan bakıldığında, Arsenal'in ikinci yarıdaki topa sahip olma üstünlüğü ve pas trafiği dikkat çekiciydi. İlk golü yemelerine rağmen oyun planlarından sapmamaları, Arteta'nın ekibine aşıladığı özgüvenin bir göstergesiydi. Odegaard ve Havertz arasındaki gelişen uyum, Arsenal hücum hattına yeni bir boyut kazandırıyor. Havertz'in akılcı topsuz koşuları, Odegaard'a orta sahadan katılım için geniş alanlar yaratıyor ve bu durum, takımın gol yollarında daha üretken olmasını sağlıyor. Chelsea ise erken gol avantajını koruyamadı ve Arsenal'in baskısına yeterli cevabı veremedi.

Bu galibiyet, Arsenal için sadece Premier Lig'deki zirve yarışında önemli bir adım olmakla kalmadı, aynı zamanda geçen sezonki şampiyonluk mücadelesinden edindikleri tecrübenin bu sezonki takıma nasıl yansıdığını da gösterdi. Geriye düşme senaryolarında dahi soğukkanlılıklarını koruyabilmeleri ve maçın kontrolünü tekrar ele alabilmeleri, şampiyonluk hedefleyen bir takımın olmazsa olmaz özellikleridir. Konsa'nın da belirttiği gibi, "en önemlisi üç puanı almak" felsefesi, takımın her bir parçasının zihnine yerleşmiş durumda. Bu ruh hali, Arsenal'i bu sezon çok daha iddialı bir konuma taşıyabilir.

İlgili Haberler