FIFA'nın Dünya Kupası'nı 64 takıma çıkarma hedefi şimdilik suya düştü. Güney Amerika Futbol Konfederasyonu CONMEBOL'un bu yöndeki güçlü talebine rağmen, 2030 Dünya Kupası için düşünülen bu genişleme planı şu an için rafa kalkmış gibi görünüyor. RMC'nin haberine göre, aylar süren tartışmaların ardından bu önemli öneri beklenen desteği bulamadı.
Hatta, henüz on gün önce başlayan 2026 Dünya Kupası formatının bile bazı çevrelerce "uzun" bulunduğu biliniyor. Buna rağmen turnuvanın televizyon reytingleri istikrarlı seyrederken, bazı "küçük" takımların gösterdiği başarılı performanslar dikkat çekiyor. Ancak FIFA içindeki güç dengeleri ve siyasi arenadaki mücadeleler, sportif başarıları veya izleyici ilgisini çoğu zaman gölgede bırakabiliyor; özellikle de gelecek yıl yapılacak kritik başkanlık seçimi öncesinde bu durum bir güç mücadelesine dönüşüyor.
CONMEBOL Başkanı Alejandro Domínguez, aylardır 2030 Dünya Kupası'nın 64 takımla düzenlenmesi gerektiğini savunuyordu. Dünya Kupası'nın 100. yıl dönümü anısına İspanya, Fas ve Portekiz'in ana ev sahipliğini yapacağı turnuvada, Arjantin, Uruguay ve Paraguay'da da birer maç oynanması planlanıyor. Bu tarihi karşılaşmalar Montevideo, Buenos Aires ve Asuncion'da futbolseverlerle buluşacak.
FIFA Başkanı Gianni Infantino, bu konuda hiçbir zaman açık bir tavır sergilemedi; sessizliği daha çok coşku eksikliği olarak yorumlandı. Domínguez'in ısrarlı çabalarına rağmen, RMC bu hafta Amerika Birleşik Devletleri'ndeki çok sayıda kaynaktan bu genişleme planının hayata geçme şansının zayıf olduğunu öğrendi. Infantino'nun net bir yanıt vermemesinin arkasında ilgisizlik yattığı düşünülüyor ve yapılan birçok toplantıdan somut bir sonuç alınamadı.
Bazı kaynaklar, Domínguez'in FIFA Konseyi'ndeki açıklamalarının asıl amacının, mevcut 48 takımlı format sürdürülse bile CONMEBOL için daha fazla katılım hakkı elde etmek olduğunu belirtiyor. Ancak bu beklenti, tüm çabalarıyla turnuvaya hazırlanan İspanya, Portekiz ve Fas gibi ev sahibi ülkeler için pek de cazip gelmiyor. Zira onlar, hali hazırda belirlenmiş turnuva yapısına odaklanmış durumdalar.
Dahası, genişleme planı tekrar gündeme gelse bile Infantino'nun UEFA'nın desteği olmadan ilerlemesi imkansız görünüyor. UEFA ise katılımcı sayısında herhangi bir artışa şiddetle karşı çıkıyor. Çeşitli kaynaklar, Infantino ile UEFA Başkanı Aleksander Čeferin arasındaki ilişkilerin şu an "buz gibi" olduğunu aktarıyor. Bir UEFA kaynağı, genişlemenin 2030'a kadar belirlenmiş uluslararası fikstürü ve özellikle eleme sistemlerini bozabileceğine dikkat çekiyor.
Dünya futbolunun patronu Infantino, 2027'de Fas'ta yapılacak başkanlık seçimlerinde bazı Avrupa federasyonlarının desteğinin hayati önem taşıdığını çok iyi biliyor. AFC (Asya Futbol Konfederasyonu) da genişlemeye pek sıcak bakmıyor. Şu an için açık bir rakibi olmayan ve birçok destekçiyi arkasına alan Infantino, Dünya Kupası formatı konusunda UEFA ile yeni bir tartışma başlatmak istemiyor.
Yorum & Analiz
FIFA Dünya Kupası'nın 64 takıma çıkarılması teklifinin reddedilmesi, futbol dünyasındaki güç dengelerinin ve stratejik hamlelerin ne denli karmaşık olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. CONMEBOL'un bu ısrarlı talebinin altında yatan ana motivasyon, Güney Amerika ülkelerine daha fazla temsil hakkı kazandırma arayışıydı. Ancak bu teklifin Infantino tarafından net bir şekilde desteklenmemesi ve özellikle UEFA'nın sert muhalefeti, planın rafa kalkmasında belirleyici oldu. Infantino'nun 2027'deki başkanlık seçimi öncesinde UEFA ile ters düşmek istememesi, kulislerdeki en güçlü argümanlardan biri olarak öne çıkıyor.
Bu durum, aynı zamanda FIFA içinde bölgesel konfederasyonlar arasındaki siyasi çekişmelerin bir yansıması. CONMEBOL'un tek başına bu kadar büyük bir değişimi hayata geçirme gücüne sahip olmadığı, UEFA gibi güçlü bir bloğun onayı olmadan radikal kararların alınamayacağı görüldü. Dünya Kupası formatının 2026'da zaten 48 takıma çıkarılması kararı, turnuvanın sportif kalitesi ve oyuncu sağlığı üzerindeki tartışmaları artırmıştı. Bu bağlamda, 64 takımlık bir genişleme, futbolun ticari boyutunu artırırken, uluslararası maç takvimini daha da sıkıştıracak ve potansiyel olarak eleme süreçlerini de karmaşıklaştıracaktı.
Gelecekte, bu tür genişleme tartışmalarının tekrar gündeme gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Ancak bu karar, mevcut statükonun şimdilik korunduğunu ve FIFA yönetiminin yakın vadede köklü değişikliklerden ziyade dengeyi gözetmeyi tercih ettiğini gösteriyor. Dünya futbolunun gidişatı, sadece sportif başarılarla değil, aynı zamanda başkanlık seçimleri, konfederasyonlar arası ilişkiler ve ticari anlaşmalar gibi çok boyutlu faktörlerle şekillenmeye devam edecek. Bu, futbolun sadece bir oyun olmaktan öte, küresel bir siyasi ve ekonomik arenaya dönüştüğünün en somut örneklerinden biridir.



