Dünya Kupası grup aşamasının son maçında nefes kesen bir gol düellosu yaşandı ve Avusturya ile Cezayir 3-3 berabere kalarak eleme turuna birlikte yükseldiler. Maçta yaşanan bu gol yağmuru, futbolseverlere unutulmaz anlar yaşattı.
Cezayir'in 95. dakikada skoru 3-2'ye getirmesi üzerine yaşananlar sorulduğunda, oyuncu şunları dile getirdi: "Açıkçası, Cezayir'in o 3-2'lik golünden sonra adeta çökmek üzereydim. O an, 95. dakikadan sonra bir şeyleri değiştirebileceğinize inanmak gerçekten çok zor. Ancak santradan hemen sonra harika bir fırsat yakaladık ve bu an, tüm takıma yeniden umut aşıladı; belki de hala yapabileceğimiz bir şeyler vardı!"
Ardından, sol kanattan gelişen atağı anlatan futbolcu sözlerine şöyle devam etti: "Topu aldığımda hiç düşünmeden direkt ceza sahası içine uzun bir top kestim çünkü Kalajdzic ve Gregoritsch'in orada olduğunu biliyordum. Ardından, Gregoritsch inanılmaz bir kafa pası verdi ve Kalajdzic en uygun yerde topu ağlara gönderdi! O an tüm duygularım boşaldı, o tarifsiz sevinçle titriyordum. Şimdi bakarsanız belki o kadar heyecanlı görünmüyorum çünkü çok yorgun ve susuz kaldım ama içimde büyük bir coşku var."
Skor 2-2 olduktan sonraki 10-15 dakikada neler yaşandığına dair, oyuncu öz eleştiride bulundu: "Daha agresif oynamalı, onları önde baskı altına almalıydık çünkü öyle bir durumda geri çekilmeye başlarsanız, gol yemeniz an meselesidir. Ancak o an hem zihinsel hem de fiziksel olarak sınırdaydık, bu herkesin yüzünden okunuyordu. Herkes sadece 2-2'lik skoru korumaya çalışıyordu."
"Ancak futbol mantığına göre, orta sahada daha fazla koruma sağlamalı ve defans hattını öne itmeliydik ki orta saha tekrar baskı yapabilsin ve onları geri pas atmaya zorlayabilsin. Bunu yapamazsanız, yüksek pas kalitesine, güçlü bir orta sahaya ve Mahrez gibi olağanüstü bir yıldıza sahip olan Cezayir gibi bir takıma karşı cezası ağır olur. Nitekim öyle oldu, gerçekten kötü bir performans sergiledik."
Her iki takımın da beraberliğe razı olduğu algısı hakkında ise şu yorumu yaptı: "Bu atmosfer beni son derece rahatsız etti. Sahada Grileitsch'e sürekli bağırarak yeniden baskı yapmamız gerektiğini söyledim! Çünkü geriye yaslanarak oynamanın iyi bir sonucu olmaz ve neredeyse başımıza bela açıyordu. O his çok kötüydü, savunmada çok pasiftik, sadece bir şey olmamasını umut ediyorduk. Bu kesinlikle Avusturya'nın futbol tarzı değil, milli takımımızın kimliği değil. Dürüst olmak gerekirse, bugün gerçekten şanslıydık."
Grubu üçüncü tamamlayan Cezayir'in İsviçre ile, Avusturya'nın ise kupanın favorisi İspanya ile eşleşmesi konusunda ise, "Burada turnuva kurallarının adil olup olmadığını tartışmak için oturmuyorum. Kurallar kurallardır, kabul etmeliyiz. Ayrıca futbol dünyasında, bu tür büyük turnuvalarda daha ileri gitmek istiyorsanız, kim olursa olsun her rakibi yenmeye hazır olmalısınız. Şimdi, eleme turuna çıkmanın tadını çıkarıp ardından tüm odağımızı İspanya ile oynayacağımız hayati maça çevireceğiz." dedi.
Maçın golcüsü Kalajdzic hakkında duygusal bir yorum yaptı: "Tüm bunlar çok dramatikti. Kalajdzic çok ama çok zorlu bir dönemden geçti, buraya geri dönebilmek için her şeyini verdi. Ürdün'e karşı oynadığı ilk maçta performansı belki de biraz yetersiz kalmıştı, sonraki birkaç gün boyunca kendini suçlu ve sıkıntılı hissettiğini anlayabiliyordunuz."
"Ancak Kalajdzic'in bugün, kaderi belirleyen böyle bir anda sahneye çıkarak milli takımı eleme turuna taşıyan golü atması, eminim ki kariyerinin en sarsıcı deneyimi olacaktır ve herkes onun için inanılmaz derecede heyecanlı. Takıma yardım edebildiği için çok mutlu, ki bu da onun saf bir santrafor olarak değerini gösteriyor; en kritik anlarda topu rakip kaleye göndermek."
Yorum & Analiz
Avusturya ile Cezayir arasındaki bu 3-3'lük beraberlik, sadece bir grup maçından öte, futbolun tüm dramını, inatçılığını ve anlık kırılganlığını gözler önüne serdi. Her iki takımın da eleme turuna yükselmesi sevindirici olsa da, özellikle Avusturya cephesinden gelen itiraflar, maçın son anlarında yaşanan zihinsel ve taktiksel savrulmayı çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Oyuncuların kendi ağzından duyduğumuz, "neredeyse çökecektik" ve "şanslıydık" ifadeleri, maçın psikolojik derinliğini ve takımların o anki durumunu çok iyi özetliyor.
Maçın dönüm noktası, Cezayir'in 95. dakikadaki 3-2'lik golü ve Avusturya'nın anında verdiği cevap oldu. Bu anlar, üst düzey futbolun ne denli küçük detaylara bağlı olduğunu gösteriyor. Bir takımın demoralizasyonun eşiğine gelip, santradan sonra bulduğu tek bir pozisyonla yeniden hayata dönmesi, oyuncuların ruhsal dayanıklılığının ne kadar kritik olduğunu kanıtlar nitelikte. Özellikle Kalajdzic'in zorlu bir dönemden sonra sahneye çıkıp kariyerinin en önemli gollerinden birini atması, futbolun bireysel hikayelerle nasıl iç içe geçtiğini ve motivasyonun zaferin anahtarı olabileceğini gözler önüne serdi.
Taktiksel olarak ise, Avusturya'nın 2-2'den sonra geriye yaslanma çabası, oyuncuların da itiraf ettiği gibi, pahalıya mal olabilirdi. Futbolun temel prensiplerinden biri olan 'geri çekildikçe rakibe alan açma' kuralı, Cezayir gibi Mahrez'li ve kaliteli orta sahalı bir takıma karşı ölümcül sonuçlar doğurabilir. Eleme turunda İspanya gibi bir devle eşleşecek olan Avusturya'nın, bu zihinsel ve taktiksel zaaflarını hızla gidermesi gerekiyor. Çünkü İspanya, bu tür pasif oyunları affetmeyecek, en küçük hatayı dahi gole çevirebilecek bir potansiyele sahip. Bu maç, Avusturya için hem bir kurtuluş hem de gelecek adına önemli dersler içeren bir milat niteliğindeydi.



