21 Ekim tarihli Real Madrid'in Sevilla'yı 4-1 mağlup ettiği karşılaşmanın ardından hakem tartışmaları İspanya gündemini meşgul etmeye devam ediyor. Cadena Cope'nin haberine göre, İspanya Hakem Teknik Komitesi (CTA), maçtaki tartışmalı kararlara ilişkin duruşunu Sevilla kulübüne iletti. Ancak bu açıklamaların Sevilla cephesini ikna etmeye yetmediği belirtildi; nitekim kulüp, maçın orta hakemi Ferrer ile VAR hakemi Cuadra arasındaki konuşma kayıtlarının resmi olarak talep etti.
Las Rozas Futbol Şehri'nde gerçekleştirilen toplantının ardından Sevilla kulübü, CTA'nın yaptığı açıklamaları yetersiz bulduğunu ifade etti. Kulüp, bu durumun gelecekte de değişme ihtimalinin olmadığını düşünerek, "tek çözüm La Liga'dan çekilmek" gibi imkansız bir ifadeyle tepkisini dile getirdi. Bu durum, maçtaki kararların Sevilla yönetimi tarafından ne denli ciddiye alındığını ve öfkenin boyutunu gözler önüne serdi.
Maçtaki en kritik tartışma noktalarından biri, Güler'in Peck'e yaptığı müdahale oldu. CTA'ya göre VAR, "hareketin şiddetini değerlendirecek görüntü olmaması" nedeniyle müdahale etmedi ve bu durumu açık ve bariz bir hata olarak değerlendirmedi. Ancak Sevilla kulübü, bu karara kesinlikle katılmadığını açıkça belirtti ve itiraz etti.
Sevilla cephesi, kurallara göre "vurma niyeti son derece açık ve şüpheye yer bırakmıyordu" diyerek, Güler'in direkt kırmızı kartla oyundan ihraç edilmesi gerektiğini savundu. Sevilla Teknik Direktörü Luis Garcia da aynı görüşü paylaşarak, takımının 25. dakikadan itibaren "11'e 10 oynaması gerektiğini" kesin bir dille ifade etti.
Bir diğer tartışma ise Real Madrid'in ikinci golü olan Mbappe'nin vuruşu öncesindeki hücumda yaşandı. CTA, Robbie Ure'ye yapılan faulü kabul ederek bunu "sahada yapılan bir hata" olarak nitelendirdi; ancak VAR'ın müdahale etmediğini belirtti. Gerekçe olarak ise Ure'nin topa yetişme imkanının olmaması ve bu nedenle "yeni bir hücum aşaması"nın başlaması gösterildi.
Sevilla ise bu açıklamaya karşı çıkarak, "2-0'lık skora yol açan hücumun tam da faulü yapan oyuncunun hareketiyle başladığını" iddia etti. Bu durum, hakem kararlarının maçın skoruna doğrudan etki ettiğine dair Sevilla'nın endişelerini artırdı.
Cucurella'nın Peck'e olası penaltı pozisyonuna gelince, hakem kurumu bu hareketi "açık veya bariz değil" olarak değerlendirdi ve VAR'ın müdahale etmemesi gerektiğini savundu. Dahası, "eğer hakem o an penaltı verseydi, VAR'ın da iptal edemeyeceğini" ekledi. Son olarak, Mbappe'nin kazandığı penaltı pozisyonunda ise CTA, "temasın var olduğunu ve penaltı gerektirdiğini" belirtti.
Sevilla ise bu son penaltı kararını, hakemin pozisyonu sahada görmesi ve kendi takdir yetkisi içinde değerlendirmesi nedeniyle hakemin karar standardı kapsamına aldığını ifade etti. Tüm bu tartışmalar, İspanya La Liga'da hakemlik standartlarının ve VAR uygulamalarının ne kadar hassas bir konu olduğunu bir kez daha gösterdi.
Yorum & Analiz
Bu olaylar silsilesi, La Liga'da VAR sisteminin ve hakem kararlarının hala ne kadar tartışmalı ve hassas bir konu olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sevilla gibi köklü bir kulübün CTA'dan gelen açıklamalara rağmen ikna olmaması ve hatta "ligden çekilme" gibi radikal bir söylemi dile getirmesi, kulübün mağduriyet algısının ne denli derin olduğunu gösteriyor. Maçın en kritik anlarından biri olan Güler'in pozisyonunda VAR'ın müdahale etmemesi, Sevilla'nın oyun planını ve psikolojisini derinden etkilemiş olabilir; zira 25. dakikadan itibaren 10 kişi kalacak bir Real Madrid'e karşı maçın seyri tamamen değişebilirdi.
Hakem komitesinin bazı pozisyonlarda "sahada hata" olduğunu kabul etmesi ancak VAR müdahalesini farklı gerekçelerle reddetmesi, sistemin kendi içinde tutarsızlıklar barındırdığı eleştirilerini güçlendiriyor. Özellikle Mbappe'nin ikinci golü öncesindeki faulün "yeni bir hücum aşaması" olarak yorumlanması, futbol kamuoyunda farklı standartlar uygulandığı algısını yaratabilir. Bu tür kararlar, sadece bir maçın sonucunu değil, aynı zamanda ligin genelindeki rekabeti ve taraftarların adalete olan inancını da zedeleyebilir. Hakemlerin insan faktörüyle hata yapabileceği kabul edilse de, teknolojinin varlığında bu hataların devam etmesi büyük hayal kırıklığı yaratıyor.
Önümüzdeki dönemde CTA'nın bu güven krizini aşmak için daha şeffaf ve tutarlı kararlar alması, VAR protokollerini daha net bir şekilde uygulaması ve kulüplerle iletişimi güçlendirmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, bu tür tartışmaların İspanya La Liga'sının marka değerine zarar vermesi kaçınılmaz olacaktır. Futbolun ruhuna uygun, adil ve eşit bir mücadele ortamının tesisi için tüm paydaşların bu konuya daha hassasiyetle yaklaşması elzemdir.



